15 Şubat 2010 Pazartesi

büyürtürken düşündüren hissiyatlar vol.1



az önce dönüp dolaşıp fabrika ayarlarıma döndüm. iki nokta arasında da bariz gidip geldim
"ailelerimiz büyüdüğümüzü kabullenmez" ve
"ailelerimiz büyümemizi haz etmez"

sanki fikri ve zikri olan herkes düşman olmak zorundaymış birbirine gibi, bu fikir alış verişleri hep karşılıklı yetersiz bilgiden sınıfta kalma ile sonuçlanıyor.

ben bu konularda kendimi suçlamaya çok elverişli oldugumdan, hemencek "nassı bi insanım beeen" diye dünyamı yıkıyorum, hakkaten ne arabeskse ruhum, tamir etmiyor edemiyor kendini. vıy da vıy... tamamen budalalık...

sonra aklıma acayip acayip başka ayrıntılar geldi, mesela yolda küçükken yerde buldugumuz beşyüzbinliraaa yı ;"verin le bunu, camiiye goturucez" diye elimizden alıp giden ortaokullu dümbeleklere hiç bi'şey demeyişim,

ya da okul koridorunda kepçe kulaklı bi velettin beni çarpıp düşürdüğü halde,
"kendim düştüm ben heralde" diye salakça bi tırsıklığa kapılıp bunu erdemden saymam -ya da noluyomuşsa artık müstesna beynimde-, ve ve ve asıl allaahım...

lisede kitapları defterleri dağıtan arka gruptaki arkadaslarım sınftan kovulunca, ben de mi yaaa? demeden, peşlerine takılıp sınıftan cıkmam..

yani tuhaf, ya hakiki kalite kontrolu edilmis bi eblehlik vuku bulmaktaymış bedende, ya da harbiden devrimci lideri olacak kadar ehemmi derecede fedakar bi karakterim varmış o zaman, kıymetim ters tepilmiş..

önemi yok. cidden yok.

sessiz kaldığım şeyler yüzünden başıma gelenler sadece bunlar değil inanın, bunlar hatta sayılmaz bile muhtemelen. sadece kendimi defans etmekteki bu sakinliğim ve bu razı oluşumu hiç anlamamaktayım. bu aralar çok çok..

ekşisözlük yazarları oysa ne acayip pantere bürümüşler astrolojik imarem "koç"u, koparır atar, yuvarlar bir de vole çakar. heeeeyt!

kim lan onlar? nerdeler?? gelsinler bana da anlatsınlar, vallahi de billahi de dinliycem.

yok, beyhude... bugun kendime başıma gelen herseye, "bu da g.tüme gireydi de son bulaydım" şeklinde sitem ediyorum, haketmişim ben, hem annemin dediği kadar varım, hem de bu enteresan ölçüsüz halimle gerçekten kafama vurup bırakın lokmamı, kabı kacağı tencereyi yidirip yutturmuşum, tutup elimdekini(!) durmuşum...

ama ama ama...

büyüdüm lan ben, hala düşmekteysem, yukarlara hevesimdendir
ders istemem.., fella gizlenen bilgi..., bilinmeyen numara.., "yapamazsın ve eve dön", "nasıl maaş almak bu anlamadım?" filan gibi beyanatlar hiiiiç istemem.
kapesese kadar da taş düşecek olabilir 50 yaşımda kafama, razısıyım.

zaten de mars geri gittigi(!)* icinmiş bu durmalar, susmalar, kalmalar bende, bi gecsin, yakıcam buraları yakıcam .!


soru* ulan dünya nın da geri gitme ihtimali nedir acaba? geri gitse basimiza ne gelir? uzunlar kısalır, kısalar uzar mı, zenginler fakir olur mu, fakirler toplaşıp eski zenginleri bi temiz dover mi.. icim soru isaretleriyle dolup taşmakta..




1 yorum:

  1. Geçen gün sokakta ne sattığını bilmediğim bi tükkanın önünde amcalar ne menemse bi sanayi yağını sokak ortasında kanalizasyon giderine döküyorlardı şişe şişe.. "abi durun napıyosunuz bir litre yağ tonlarca suyu kirletiyor dünyada temiz su bırakmaycaksınız bu gidişle" demedim diyemedim. Adamların işi başından aşkındı. ne diyon lan? gibi bi tepkiyle karşılaşma ihtimalim ise yüzde 92 idi.. Başımı öne eğip adımlarımı hızlandırdım. Üzgündü...

    YanıtlaSil